Röportaşçı: Merhaba tosunfatması hanım. Size birkaç sorumuz olacaktı izninizle.

tosunfatması: Tabii buyrun. Ne demek. Sorunuz.
röp: Napıyorsunuz?
tf: Şu anda mı? Genel bi soru mu?
röp: Şu anda. Şimdi.
tf: Ayşegül Aldinç'ten "Alimallah" dinliyorum. Kahve içicem birazdan. Kahveyi suyu bilem koydum kahve makinası yapıyo kahvemi. Aslında paper yazmam gerek, okumam gereken kamyonla şey var ama daha önce hiçbi poh anlamadığımı iddia ettiğim bi makalenin biraz önce dört sayfasını tekrar okuyup anlayıverince kendimi bi şey sandım hemencik, yayıldım, işte geldim burdayım!
röp: Nasıl gidiyo hayat?
tf: Rien de nouveau.
röp: Fransızca nasıl gidiyo peki?
tf: En son Nathalie Sarraute okudum fransızca. Sonra da video izledik. Sarraute ile yapılmış bi röportaj. 80 yaşında Sarraut, 80 yaşına gelince yaşıycam dediğim evde yaşıyo..Öylece daldım gittim. Bir an önce seksen yaşına gelmek istedim..Çabucak, sınıftan çıkmadan..Mavi minderlerin üzerine serilmiş yatıyor Sarraut..Bi elini yanağına dayamış, Proust'tan alıntılar yapıyo, şölendi benim için o ders..Pek anlamadım ne dediğini, aslında basit cümleler kuruyodu..Yalnız Alain-Robe Grille, Michael Butor arkadaşıymış hep Nathalie'nin. Arkadaşlar iyidir. 
röp: Arkadaş demişken, arkadaşlarınızı özlediniz mi?
tf: Arkadaşlar özlenmez mi canım. Özlemem mi..Özledim..Hele bazılarını öyle özledim ki..Bazen sandalyemi kapının önüne çekiyorum, şimdi fırlasam, koşmaya başlasam ne kadar zamanda giderim köyüme filan diye düşünüyorum.
röp: Hiç teşebbüs ettiniz mi?
tf: Henüz değil.
röp: Kahveniz oldu sanırım. Kokusu geliyor. Son bir soru sorup kaçıcaz biz.
tf: Buyrun.
röp: En çok neyi özlediniz?
tf: bir pazar sabahı, akşamdan yağmur yağmış, hafiften serin hava, saat sekize geliyor, uykuda herkes, tıkırtı yapmamak için tutuyorum çişimi, dış kapıyı açıyorum usulca, üzerimde pijamalar, gözlerimde şibiller, yürüyorum şehir boyu. şehir...elbet lüleburgaz..yürüyorum...gündoğu'ya doğru...herkes uykuda...günlerden pazar...unak'ı geçiyorum...misler gibi simit kokusu...Yaman'da hangi filmler varmış şöyle başımı kaldırıp bakıyorum bi...karşıda ferdanelerin fotoğrafçısı...köşede atilla amcaların evi, az ötede balaban...şehir uyanacak birazdan usul usul...attığım her adımı geri alıyorum sonra eve doğru...sigortanın orda ışıklara takılıyorum...araba yok ama olsun bekliyorum yeşili...ve yeşil yanıyor...bomboş yol, bir tek ben ve bana yeşil yanıyor, benim için...kendimi bir şey sanıyorum o anda..her şeye kadirim sanki..şirk koşuyorum resmen...öyle bir umut ki içime üşüşen; ölüyü diriltir alimallah!
röp: Hala Ayşegül Aldinç'ten Alimallah mı?
tf: Evet..takıldım..
röp: Teşekkür ederiz tosunfatması hanım. Son soru dedik de sormadan edemiycez. Siz yazar mısınız?
tf: Yazarmışım meğersem. Şimdiye kadar kurduğum en edebi cümle: "Bonzai insanın yalnızlığını alır. Edininiz" Budur. Bunu da sevgilisinden yenice ayrılan bi arkadaşıma salık verdim. Başka tek bir edebi cümlem yok şu dünyada. Ama tabii yazar demek edebi cümleleri peşi sıra sıralamak demek midir bilmiyorum. Yazar kime denir onu da bilmiyorum ama yazar olamıycamı biliyorum; yıllardır kırmızı ışıkta bekliyorum dostum...Yeşil yanmıyo, isyan edip fethullahçı olcam :)
röp: :) Buna bathos deniliyo sanırım.
tf: Sen de beni Alexandre Pope yaptın be güzelim. Bilemiyorum. Şaka bi yana, olmaz dostum, benden yazar olmaz. Bi kere muzip bi insan değilim. Yazar dediğin muzip olur.. Keşke muzip bi insan olsam. Ne güzel bi kelime: muzip. Neyse ben gidiyorum. Kahve içip okuycam. Birazdan Mün uyanacak. Günaydın diycem ona. Günaydın demek ne güzel. Günaydın demeyi çok seviyorum. Günaydın!
röp: Tosunfatması hanım, gitmeden bize romandan cümlelerle konuşur musunuz?
tf: Hay hay! 
"I can't stand it to think my life is going so fast and I'm not really living it."
"Nobody ever lives their life all the way up except bull-fighters."
"I am not interested in bull-fighters. That's an abnormal life. I want to go back in the country in South America. We could have a great trip." Hemingway - Hangi kitabı,sayfa kaç diye soranlar bir an önce başlayın herhangi bir Hemingway okumaya, anca bulursunuz bu alıntının hangi kitaptan ve sayfa kaçtan olduğunu:) (En çok mendebur ve uyuzken seviyorum kendimi)

1 yorum:

Wow ! is that you? Nice blogs

19 Eylül 2008 23:55  

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa