Gönderen
ay'daki kadın
zaman:
20:42
(bu röportajın başlangıcı henüz bilinmeyen sebeplerden dolayı blogdan açığa alınmıştır.)
röportajçı: O nasıl oluyor?
tf: Şöyle ki bir gün aldığım Culture and Society adlı bir derste arkamda oturan kızın biri nişanından bahsediyordu. Aile arasında olmuş, yüzük takılmış, kayınvalidesi 'Aman da aman ne güzel oldun sen nişanlıklar içinde' filan demiş kıza. Ben de o gün "her gördüğü şeyden uman bok" modunda geziniyordum. Kıskandım, nişanlanmak istedim. Sonra Mün'e söyledim. O da tamam, olur dedi. Sonracıma şakadan nişanlandık. Bi keresinde de şakacıktan evlendik. Ben perdeyi kafama taktım duvak gibi, Mün'ün boynuna da benim külotlu çoraplardan bi kravat yaptık. Şakacıktan evlendik. Pencere kenarında oldu düğünümüz. Öyle işte.
rö: Hmm. Peki. Bu söylediklerinizin üstüne bir şey sormak istiyorum izninizle. Eğlenceli biri misiniz?
tf: Zaman zaman evet. Ama bazen çok sıkıcı olabiliyorum. Kukumav kuşu gibi bir dediğimi on kere deyip duruyorum.
rö: Kukumav kuşları öyle mi yaparmış?
tf: Bilmem. Öyle mi yaparmış? Ben lafın gelişi öyle söyleyiverdim birden.
rö: E o zaman biz de lafın gelişi bir şey soralım izninizle. Duyduğumuza göre konserve açacağını kullanamıyormuşsunuz. Çok komplike buluyormuşsunuz bu aleti. Doğru mu?
tf: Kim söylediyse burhan çaçan olsun inşallah. balık ayhan olsun. olsun da olsun. kimseye sır vermeye gelmiyor artık a.q.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder