Hayatı kütlesel olarak sinematografik buluyorum. Yazarak anlaşamayız ama görüntüler belki biraz olsun daha işgörür sanki. Konuşarak da anlaşamayız. Aslında birbirimizi anlamamız mümkün değil. Bu yüzden sen beni anlamıyorsun lafı özünde saçma bir laf. Birbirimizi anlayamayız, anladığımızı varsayarız. 


Bunu ilk keşfeden bence James Joyce'du. Hiçbir şekilde birbirimizi anlayamadığımızı. Öyle de desem anlamıycaklar böyle de desem anlamıycaklar aq diyerek:

'Eins within a space and a wearywide space it was er wohned a Mookse.' (James Joyce/Finnegans Wake)

Al buyur. 

Bazı insanların bu dünyada çok eğlendiklerini düşünüyorum. Bu insanlardan biri de James Joyce. 

Ben kendisini birkaç konuda şanslı bulan biriyim. Misal, San Francisco'da Martin Eden okuma şerefine nail oldum ve inanıyorum ki bir gün Dublin'de Dubliner's okuycam. O günü dört gözle bekliyorum.

Usulca kalktı. Ardında bir toz bulutu. Feneri avret yerine tutmuş, geri kalan büsbütün karanlık. Aldı elinden feneri Nermin'in. Söndürdü. Karanlık daha şehvetliydi Solomon için...(arkası gelecek)

Bugün üç linguistic kitabı birden aldım. Evet, linguistic dersinden üniversitede üç kez kalmış, hayatında linguistics kelimesinin l'sine bile tahammül edemeyen ben birden anladım ki o linguistics sandığım şey meğer linguistics değilmiş ve meğer linguistics nasıl da yüce birşeymiş. Evet, başıma saksı filan düşmedi. Sadece ben bugün bir önyargımı yerle bir ettim. Ben linguistics kitabıma döneyim. Sonra görüşürüz.

P.S. James Joyce nasıl olsa anlamıycaklar aq diye böyle bir yol seçmiş olmayabilir. Kalemine hakim olamamıştır ya da cotext diye bir şey vardır, onu bize hatırlatmak istemiştir. Bilmiyorum. Zamanla bilicez bakalım. Any idea?
 

1 yorum:

okuyunca waking life'tan bir sahne geldi aklıma. sagolsunlar youtube insanlari bunu da atlamamışlar.

http://www.youtube.com/watch?v=TXok77JaSfY

(harika bir filmdir bu arada)

12 Ekim 2008 03:56  

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa