Röportaşçı: Merhaba tosunfatması hanım. Kahve mi içiliyor?

Tosunfatması: Yok. Akşamları kahve içme alışkanlığımı yenmeye çalışıyorum. Yeşil çay, ister misiniz bi fincan.
röp: İyi olur aslında da sizi fazla tutmayalım.
tos: Yok yok. Ziyanı yok. Bi fincan yeşil çayımı için bari.
röp: Eh hadi içelim bari. Bu arada bugün "uzun mesafe ilişkiler" günü büyük bir coşkuyla kutlandı dünyanın her yerinde. Siz de bu coşkudan payınızı aldınız sanırım. Sevgiliniz olduğunu duyduk uçakla 14 saat uzakta, hemen atlas okyonusunu geçince sağda. Doğru mu duymuşuz?
tos: Evet. Doğru duymuşsunuz ama ben böyle bir günün varlığından haberdar değildim açıkcası. Sizden duydum daha yeni. 
röp: Uzun mesafe ilişki'ye sert yaklaşımlarıyla tanınan sosyetik güzel Nuray Hafiftaş "Uzun mesafe ilişki yaşayan kadınların beyinlerinin sağ lobunda kaydedilmiş sosyokültürel kaymalar var" demiş. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Beyninizin sağ lobunda bi değişiklik hissediyor musunuz?
tos: :) Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Bu röportajlar kesinlikle bir deşarj benim için. Yani o kadar eğleniyorum ki anlatamam. Neyse, sorunuza döneyim. Ben beynimin sağ lobunda herhangi bir değişiklik sezinlemedim. 
röp: Bu tür ilişkilerin kısa ömürlü olmaları hakkında ne düşünüyorsunuz?
tos: Şimdi, güzelim..benden büyük laflar etmemi bekliyorsun. E haklısın, sansasyon yaratmayan vıdı vıdı senin işine yaramaz ama bende o kadar büyük laflar yok işte. Mesela ben derim ki sana ve bu konuda bilimteknik araştırmasına soyunmuş sosyetik güzellere ya da halktan işi gücü olmayıp bu konulara merak sarmış olanlara: Hayatta birkaç şeyden kaçınacaksın. Bir, genelleme yapmayacaksın! Peşin hükümlü olmayacaksın. Cısss!Bak Ali ile Ayşe yürütememiş, aslında bu ilişki türünde yüzde doksan yürütemiyomuş...Bunlar  Ali ve Ayşe'yi, o yüzde doksan içindeki kendini bilen çiftleri ilgilendirir, seni ilgilendirmez. 
röp: İdealist biri olmanızla ilgili mi bu yaklaşımınız?
tos: İdealist filan değilim dostum. Bak büyük laflar isteme dedim ben sana. 
röp: Peki ama zor olmuyor mu? Yani sizi anlıyorum, biraz özele giriyor bu konular tosunfatması hanım ama.
tos: Hiç düşünmedim. Gerçekten..Bi kez bile zor olup olmadığını düşünmedim. Aklıma gelmedi zor mu değil mi diye düşünmek. Ha kolay mı değil mi diye düşündüm ama zor kelimesi gelmedi aklıma. 
röp: Anlaşıldı, sizi bu konuda çok konuşturamıycaz.
tos: Sana söylemiştim faşizanca savunmalar bekleme benden diye. Bugün böyle, sevgilimiz uzakta; kavrulup gidiyoruz camdan cama. Yarın nolur bilinmez ama bu zaten bi tek bizi ilgilendirir. Hem..."Uzak" dediğin nedir ki dostum. Belki üzücem sevenlerimi ama artık uzak diye bir şey yok. Sana bi şey söyliyim mi: Kilometreler ayıramaz insanı ama milimetrelerse ayıran, sonun başlangıcı geldi demektir. ( Bu söz bana ait değil elbette, o kadar doğrucu olamam ben; acıtır)
röp: Teşekkür ederiz tosunfatması hanım. Son olarak kitaptan cümlelerle konuşur musunuz bize?
tos: Hay hay, büyük bir zevkle:
"Other dogs and cats were frozen. Men and women, too, were found dead in hallways and on docks. Mary Sugar Burn met her end in an alley. She was found half-naked, clutching a whisky bottle in her blue claw. This was her last "love" affair. (Michael Gold)

0 yorum:

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa