Armenian-Turkish Border


Buraya yazmayalı beri meyve de yemez olmuşum meğersem. Haberim yok. Kendimizden ne kadar haberdarız ki zaten. Bendeki de laf. Mesela benim bir arkadaşım vardı. Afiyetle tırnak yerdi. Sonra bir gün fark ettik ki artık tırnak yemiyor. Noldu yahu, uzatmışsın tırnakları, çakma mı o tırnaklar, hakiki mi derken "Sahi ya, ben tırnaklarımı yiyodum, ne zaman unuttum ben bu tırnakları yemeyi!" deyiverdi. Tırnaklarımızı yemeyi bile unutuyoruz da haberimiz olmuyor. 


Bi kayboldum blog sahnelerinden; ve bir astsolist edasıyla, elimde kocaman bir meyve tabağı geri döndüm ey okuyucu -sen var mısın ki?- 

Bugün sınıfa gittim. Evlat edindiğim ufaklık var bir tane. Kalemini evde unutmuş. Neyse mummy olarak çıkarıp bi kalem verdim. Anne diyor bana. Çok komik. Derste benden sonra söz alıp "As my mum just said" gibi laflar edip yarıyor etrafı. Ben neden böyle anaç bir insanım ya. Valla büyüyeyim, param olsun, bir sürü çocuk evlat edinicem, bir sürü...Bir üçüz patlatıcam önce-gönlümden dördüz, beşiz filan geçiyo ama o kadar çocuk aynı anda nasıl patlatılır: korkuyorum, kendimden:)- 

Anlatacak o kadar çok şey var ki parmaklarım klavyeye dolanıyor haliyle. Şuradan devam edeyim: Bugün derse gittim, o Türk'e benzeyen kız vardı sınıfta. Ama kızı görseniz bildiğiniz Ayşegül, Emine, Melahat yani. "Hi, how are doing today?" dedi. Ben de fine mine derken, sen Türkiye'dendin di mi? diye sordu. Ben de evet dedim ve soru: Where are you from? Ve cevap geldi: Armenia! Karşılıklı gülümsedik. Biraz İstanbul muhabbeti geveledik. Sonra sustuk. Benim evlatlık lafa tuttu beni. Nasıl olurmuş da ben bu kalemlerimi bu kadar sharp edebiliyomuşum? Ayol kalem traşım var diyorum. Olsunmuş, yine de bu kadar sivreltip nasıl kırmadan muhafaza edebiliyormuşum? Ben anneyim, annelerin öyle güçleri vardır, dedim. Sonra birden önümde ikiye katlanmış bir kağıt buldum. Açtım:

I always wanted to have a Turkish friend. Let's be friend :) Liya.

Aldığım en güzel arkadaşlık teklifiydi bu. Hemen mail ve telefon numarası değiş tokuşu yaptık.
Şimdi kahve içicez en kısa zamanda. Benim hiç Ermeni bir arkadaşım olmamıştı. Ben çok eğleneceğimizi ve çok iyi arkadaş olacağımızı düşünüyorum. Bakalım, ben size aktarıcam gelecek günleri..

Sonracıma, bugün Nordstorm tarihi bir indirime girmişti. Aylık bütçemden azcık içeri girmek pahasına indirimden iki çift -birden- bir ayakkabı kaparak günü kapadım. hayır, vicdanım rahat değil. Birini anladık da iki çift birden. Neyse bütçeyi toparlıycaz artık bir şekilde. Kaporta toparlar gibi, bütçe toparlamaca...

Şimdilik bu kadar yeter. Ayakkabılarımın fotolarını koyarım bir ara. Gün aşırı yazmaya çalışırım. Umarım heyecanınızı hiç kaybetmezsiniz ve umarım sevgiliniz de heyecanını kaybetmez. Heyecanınız daim olsun. Heyecansız olmuyor çünkü. Boğazıma takılıyor, gitmiyor...

0 yorum:

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa