Gönderen
ay'daki kadın
zaman:
19:13

Off boğuldum yahu! Boğdunuz! Ama en çok kendi kendimi boğdum! Nedir bizdeki bu arabesklik yahu! Nedir bu acı çekmeye olan tutkumuz! Neden bu kadar seviyoruz ağlak hikayeli filmler seyretmeyi, ilişkilerimizi acı çektirecek yörüngeye sürüklemeyi! Yanmayı yakılmayı...
Şiş gözlere buz torbaları. Üçü bir arada. Bakkalınızdan istemeyi unutmayın!
Ben, sevgilim, arkadaşlarım, annelerim, babalarım, tanıdığım ve henüz tanımayıp hayal ettiğim kardeşlerim, dedem, yengem, börülcem, ay pardon görümcem, dantelim ay aman eltim, postacı, kapıcı, avukat Hacı Bekir ve karşı komşu Rabiya Teyze! Neden biz bu kadar arabeskiz, neden el yapımı acılarda kavrulmaktan kıvanç duyuyoruz? Biri desin bana, çünkü desin olay şudur desin! Biri söylesin bana nedendir bu küllerinden yeniden doğmak adına kendimizi ateşlere atışımızın sebebi?
Offf dostlar, ben başka yerlerden bakmak istiyorum hayata. İnatla başka pencereler açıyorum kendime. Var olanlarla işim zor. Yaşanmaz ki böyle yahu. Gülmeyi unutmuş insandan kime hayır gelir?
Benim gerçekten bir bonzai'ye ihtiyacım var. Evet, bir bonzaim olsa ne gusel olur. Dans bilem ederdik. Bugün dans teknikleri diye bir kitap gördüm. Hep içimde kaldı zaten. Şöyle bi dans edemedim kavalyemlen.
(Mün aradı biraz önce. Havaalanına beni karşılamaya geldiğinde hoşgeldin çiçeki olarak bonzai getirecekmiş. Romantik şey n'olcak. Bonzai getirecekmiş meğersem:)
Ha bi de Zuhal Olcay'ın bi şarkısı "Süreyya" diye. Çok az sayıda şarkı bu kadar güzel anlatır bir kadını. Çok şugar bi şarkı! Güzel Süreyya, aşık Süreyya, Süre süre süre süre Süreyya!
Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder